Sakal, şalvar, gümüş, #sarık iş değil İbadetin reklamına #sığınma İnanç varsa inandığına #eğil Her tayinde bir camiye sığınma. Esir iken mümkün müdür ibadet Yatıp kalkıp Atatürk’e dua #et. Senin gibi dürzülerin yüzünden Dininden de soğuyacak bu #millet. İşgaldeki hali sakın unutma Atatürk’e dil uzatma #şerefsiz Sen anandan yine çıkardın amma Baban kimdi bilemezdin #şerefsiz. Riyakarsın sakal gizlemez seni Haram ile doldurmuşsun keseni Dokunulmaz sanırsın sana amma, Dokunursa bu millet ……… seni. 

Reklamlar

                                                                                                                                🌺🌺🌺🌹🌺🌺🌺🌹🌺🌺🌺🌺🌺🌺Dur dedi düşüncelerim                                            Nereden nereye koşuyorsun,Dur,Biraz renkleri algılaBiraz nefes al.Koşuyorsun ya,Hani hedeflerinde vardı ya,Dur,Birlikte koşanlara bir bak,Birazda,Seyredenleri algıla.Sorular sor,bunca yıl koşmalarına.Sor.Korktum,Yanıtlardan korktum,Suskunluğuma sığındım,Kelebekçe.Son nefesine bir yaşam sığdırıp,Merhaba gerçekler,Elvede gerçekleşemeyenler dedim.

BİR KADIN, ÇOK AZ TANIDIĞI BİR ADAMIN DEDİKODUSUNU YAPIYORMUŞ✔O gece bir rüya görmüş.Başının üzerinde kocaman bir parmak belirmiş. Kendisini işaret ediyormuş.Kadın suçluluk duygusuyla kasılmış kalmış.Ertesi gün günah çıkarmaya gitmişOlanı biteni pedere anlatmış.🔹”Dedikodu günah mıdır?”, diye sormuş.”Beni işaret eden parmak, Yüce Tanrıya mı aitti?” “Bağışlanmayı dilemeli miyim?””Peder söyleyin, yanlış bir şey mi yaptım?” demiş.🔹”Evet”, demiş Peder.”Evet, seni cahil ve kötü yetişmiş kadın!” “Komşun hakkında yanlış konuştun!””Onun adını lekeledin!” “Yürekten utanç duymalısın!” demiş🔹Kadın üzgün olduğunu söyleyip af dilemiş.”O kadar kolay değil!” demiş peder. “Eve gidip, bir yastık alıp çatıya çıkmanı istiyorum!””Onu bıçakla yırt ve sonra bana gel!”Kadın eve gitmiş, yastık ve bıçak almış.  Çatıya çıkıp bıçağı yastığa saplamış.Sonra da söylendiği gibi Rahibe geri gitmiş.🔹Yastığı bıçakla deştin mi?” diye sormuş. Peder.🔹”Evet”, demiş.kadın   🔹peki “Sonuç ne oldu? Diye devam etmiş peder🔹”Tüyler” demiş. Kadın🔹”Tüyler mi?” diye sormuş. peder🔹”Her yer tüylerle doldu!” demiş kadın🔹”Şimdi gitmeni ve… “rüzgârda savrulan tüm tüyleri toplamanı istiyorum!” demiş. Peder🔹 “Bu imkânsız!” demiş kadın. “Nereye dağıldıklarını bilmiyorum, rüzgâr hepsini dağıttı!”🔹”İşte…” demiş Peder, “Bu DEDİKODUDUR!”

🌺🌺🌺AY YUZLU🌺🌺🌺🌺🌺🌺🌺Geçen gün kimi gördüm biliyor musunuz ❔”Ama evlisin” şarkısını yazdığım kişiyi.Onu düşündüğümde ay yerini değiştirirdi, yıldızlar yerinden kopup hızla yeryüzüne düşerken asılı kalırdı yakın gökyüzünde.Çiçekler konuşur beni teselli ederdi, gözyaşlarımı silerdi yalnızlık. İçimin yangınına su yetmezdi, söz geçmezdi arzularıma, ne tuhaf şu aşk. Anılarıma gittim, döndüm. İçimde kendime karşı acımayla karışık bir şefkat hissettim. ‘Yazık sana’ dedim bana ve tebrik ettim kendimi; ondan vazgeçtiğim için, güçlü hissettim, iyi yaptığımı anladım. Ondan sonra hiç aşık olmadım. Hislerim beğeniyi geçmedi. Boşanmış, özgürmüş, yapayalnızmış, üzüldüm onun adına. Hislerim değişmiş. Ona olan aşkımın yerinde yeller bile esmiyor. Ay yerinde, yıldızlar da öyle. Çiçekler suskun, içimin yangını küllükten çıkmış, arzularım yok. Eski bir komşuyu gördüm sanki, taşınmış gitmiş kalbimden. Zaman gerçek bir ilaç, iz bırakmıyor neredeyse. Hem de bedava… İlk defa böyle aşık olmuştum, geçecek derlerdi de inanmazdım, geçmiş. Ben de geçmişim. Şimdi iyiyim, kendimle yalnızlığımın eşliğinde. İşte böyle…”

HAYATI ERTELEME …Kırmızı elbisesi gardırobunda asılıydı, Annem ölürken,O tüm yaşamı boyunca giydiği,Dizi dizi koyu renkli, eski elbiselerin yanındaAdeta sırıtıyordu.Beni çağırmışlardıVe annemi gördüğüm andaÇok fazla ömrünün kalmadığını anlamıştım.Kırmızı elbiseyi görünce ,ona”ANNECİĞİM, NE KADAR GÜZEL BİR ELBİSE BU BÖYLE!” dedim.”Hiç üzerinde görmemiştim””Hiç giymedim ki ” dedi usulca.”Otur yanıma Millie, Eğer ölmeden önce başarabilirsemSana bir ders vermek istiyorum.”Yatağın kenarına ilişiverdim.Annem derin bir soluk aldı,Hiç tahmin edemeyeceğim kadar derin bir soluk.”Çok fazla vaktim kalmadı ama,Artık bazı şeyleri görebiliyorum,SİZE HEP İYİ ŞEYLER ÖĞRETTİĞİME İNANIRKEN,ÇOK YANLIŞ ŞEYLERÖĞRETTİĞİMİ FARK ETTİM.””O nasıl söz öyle anneciğim ?””Öyle,her zaman , iyi bir kadınınAsla önce kendisini düşünmemesi gerektiğine inandım,Hep başkalarını düşünmeliydim kendimden önce.Onun, bunun, her zamanHerkesin isteklerini yerine getirmeliydim,Benim isteklerim ise, başkalarının isteklerinin altındaezilip kaldı hep.Belki günün birinde benim isteklerim de gerçekleşirdi.Ama o gün hiç gelmedi.Tüm yaşamım böyle geçti, fedakarlıklarla.Baban için, erkek kardeşlerin ve kız kardeşlerin için, senin için yaptığım fedakarlıklarla.””Evet , anneciğim, bir annenin yapabileceği her şeyi yaptın.”Ah, Millie ah, ne senin için,Ne de onlar için yaptıklarımın bir yararı olmadı.Anlamıyor musun?Sizlere hataların en kötüsünü yaptım.Kendim için hiçbir zaman hiçbir şey istemedim.!””Baban şimdi yan odada,öfkeyle duvarlara bakıyor.Doktor ona öleceğimi söyleyince,Yanıma geldi ve ölmeden önce öldürdü beni.”Ölemezsin, beni işitiyor musun?Bana ne olacak sen ölünce?.”….Evet, çok zor olacak , biliyorum.Mutfakta tavanın bile nerede olduğunu bilmez , biliyorsun.””Ve sizler, çocuklarım,Her zaman, hepinize koştum.Haftanın yedi günüEvde ilk uyanan, son yatan hep ben oldum.Yanık ekmekleri ve en küçük çöreği hep ben yedim.”Bir kadının verici olmaktan öte bir görevinin olmadığını,Hatta bir kadının verici olmazsa, var olmadığını öğrendiler.Biriktirdiğim her kuruşu,Giysilerinize, kitaplarınıza harcadım,Çoğu zaman gereksiz bile olsa.Yaşamımda bir kez bile , alışverişe çıkıp,Kendime güzel bir şey satın almadım.”Sadece geçen yıl, gördüğün o kırmızı elbiseyi aldım.Sakladığım bir yirmi dolarım vardı.Tam çamaşır makinesini tamir ettiririm o parayla derken,Eve o koskoca paketle döndüm o gün.Baban çok üzdü, yıktı o gün beni.”BÖYLE BİR ELBİSEYİ NEREYE GİYECEKSİN Kİ ?Operaya mı gideceksin yoksa?Sanırım haklıydı. O elbiseyi hiç giymedim,Mağazada denemek için giymekten başka.”Ah Millie, eğer bu dünyada kendini düşünmezsen,Öbür dünyada mutlu olunur sanırdım.Ama artık inanmıyorum buna.Bence Tanrı, isteklerimizi bu dünyadaVe şimdi gerçekleştirmemizi istiyor bizden.”Millie, şimdi bir mucize olsaVe bu yataktan kalkabilsem,annen çok farklı bir insan olurdu.Ama ben sıramı böyle savdım.Belki zor olurdu öğrenmem,Ama öğrenirdim Millie, ÖĞRENİRDİM!Annemin bana son sözleri şunlar oldu;”MİLLİE, BENİM YOLUMDAN GİTME,söz ver bana.”Anneme söz verdim.Annem ise sırasını savdı..Ve son nefesini verdi.Buna benzer pek çok şey okumuşuzdur. Hemen hepsi de yaşamı ertelemememiz gerektiğini ve her günü yaşamın son günü gibi yaşarsak, yaşama anlam katacağımızdan söz eder. Ben bunu okurken çok sevdiğim bir dostumu hatırladım. Yirmi yıllık evliliğini ihanet nedeni ile bitirme noktasındayken yanındaydım ve ağlıyordu. “Biliyor musun?” dedi, “Ben niye ağlıyorum?””Yirmi yıldır hemen her gün pilav yaptım, evdekiler seviyor diye.Kimi gün şehriyeli, kimi gün domatesli, kimi gün bulgur.Bir tek gün bile sade pilav pişirmedim.Oysa benim en sevdiğim Sade pilavdı….!!

ALTERNATİF NAMUS TARİFİ ✔Yüzüme “abla” deyip, ardımdan cinsel fanteziler kuran erkeklerin namus kriterlerine göre namussuz olabilirim; ama Satlerce gitar çalıp, bir çay parası bile kazanamayan bir sokak müzisyenine sokulup, “oynak bir şeyler çalsana “ demiş ve o çalarken gönlünce dans edip, sonra para kutusunu seyircilere uzatarak, o müzik emekçisinin birkaç gün geçinebileceği kadar para toplamış ve müzisyene gülümseyerek “hoşça kal can” deyip basıp gitmiş bir kadın olarak namuslu olduğumu düşünüyorum bayım!Üzgünüm bayım; NE EVLENİLECEK BİR KADINIM, NE DE EĞLENİLECEK BİR KADIN! Beraber çay demleyip, beraber dertleşebiliyorsak, beraber dere tepe gezip, beraber bir sokak kedisini sevebiliyorsak, beraberce geçirdiğimiz zaman dilimlerine, bir başımıza, özgürce geçirebileceğimiz zaman dilimleri ekleyebiliyorsak, ben buna bölüşmek diyorum. BEN BÖLÜŞÜLECEK BİR KADINIM bayım ve bu durumun sana uyması yetmez; senin de bölüşülecek bir adam olduğunu duyumsamam gerekir.Bölüşebilen bir kadın olarak namuslu olduğumu düşünüyorum bayım!HİÇBİR EVİN ve HİÇBİR ERKEĞİN KADINI DEĞİLİM; Namusun bakirelikte, giyim kuşamda ve ağırbaşlılıkta aranması bana saçma sapan geliyor.An gelir, bir kabalıkla karşılaşınca ağzımı bozabilirim; an gelir, şarkılar söyleyerek kendimi yollara vurabilirim ve an gelir, belediye otobüsünde iki bacağını iki yana atmış bir erkek cinsiyetinin çükünden taraf değil de, yüzünden taraf bakıp, kendisine “namussuz” diyebilirim!NAMUSSUZLUK SÖMÜRÜDÜR bayım; METALAŞTIRMA, YAFTALAMA ve HOR GÖRMEKTİR. Ağaçlarla insanları, kuşlarla çocukları can belliyorum ben; can sırrına eren bir kadın olarak namuslu olduğumu düşünüyorum bayım!ALIŞVERİŞ GİBİ BİR TAKINTIM YOK; Yemek tarifleri, kozmetik ya da çoğu kadının ilgi duyabileceği trendlerle de işim olmaz. Neşemi, kederimi ve canımın acısını belli etmek, beni kadınların gözünde namussuz yapsa da, o kadınların uzak durduğu hamallarla, kağıt toplayıcısı genceciklerle ve evsiz barksız çocuklarla tost yemenin ve dertleşmenin huzurunu nasıl anlatsam bilmiyorum size; huzurun ne olduğunun farkında bir kadın olarak namuslu olduğumu düşünüyorum bayım!BEN AŞKA İNANIYORUM bayım, SEVİŞMEYE DEĞİL. Aşık olmadığım hiç kimseyle sevişmedim ve aşk da çok daha engin bir güzellik benim için. Mesela gökyüzüyle aramda bir şey var; çiçeklerime ve betonların arasından serpilivermiş bir tutam yeşilliğe kanım kaynayıveriyor ve anlıyorum ki aşığım. Aşkı içselleştirmiş bir kadın olarak namuslu olduğumu düşünüyorum bayım!BANA DAYATILMIŞ BÜTÜN ROLLERİ REDDEDİYORUM. Annelik bir zorunluluk değil benim için; ama annesi olmadan hiçbir çocuğun, bağrıma basabilirim bütün çocukları. Kendimi ve açları doyuracak kadar yemek yapabilirim; ama elimden geldiğince çekiç, tornavida ve pense de kullanabilirim. HİÇBİR ERKEĞE HESABI YIKMIŞLIĞIM YOKTUR ve hiç kimseye ihtiyaç duymadan tek başıma bir bara gidip iki bira içebilirim. Kendine yeten bir kadın olarak namuslu olduğumu düşünüyorum bayım!Sana alternatif namus tarifleri verdim bayım; benim namus anlayışım da böyle işte! Toplumun diktiği duvarları aşmak gibi bir derdim yok. Gökyüzünün, bahar bahçelerin ve evrenin sonsuzluğunun bana nasıl iyi geldiğini bilen bir kadın olarak namuslu olduğumu düşünüyorum bayım!

YASAMAK GUZEL❤️🌺❤️🌺🌺🌺Yaşlı çift evliliklerinin kırkıncı yıl dönümünde paraya kıymışlar, Avusturalya”da tatil yapmaya karar vermişlerdi. Uçağın penceresinden saatlerdir okyanusu seyrediyorlardı. Sessizliği pilotun anonsu bozdu: “Sayın yolcularımız! Korkarım size kötü bir haberim var. Motorlarımızdan biri sustu, diğeri de susmak üzere. Acil iniş yapmak zorundayız.” “Neyse ki altımızda haritada görülmeyen bir ada var ve sahiline inmeye çalışacağız.” “Bunu başarabilirsek tek sorunumuz bizi bulabilmeleri için dua etmek olacak.” Uçak minik adanın kumsalına başarılı bir iniş yaptı, kimsenin burnu kanamadı. Uzun bir rahatlama sessizliğinden sonra adam karısının ellerini tuttu, gözlerine endişeyle baktı; “Mona, bu ayki kredi kartı borcunu ödemiş miydin?” “Hayır sevgilim, unutmuşum. Kızdın mı?” Adam endişeyle yine sordu: “Araba kredisinin taksitini ödemiş miydin?” “Özür dilerim canım, onu da ödememiştim.” Yaşlı adam karısının ellerini bıraktı ve kırk yıldır yapmadığı şekilde ona sıkı sıkıya sarıldı. “Aferin” Karısı şaşkın, korkarak sordu. “İyi misin tatlım?” “Hiç olmadığım kadar. Çünkü hiç kimse bulmasa da , bankacılar bizi kesin bulur!”

👤👤👤👤👤👤👤👤👤ÖĞRETMENKalem ile deler cehlin dağını,Aydınlığa bir yol açar öğretmenKapatır öfkenin, kinin çağını,Gönüllere sevgi saçar öğretmen. O dur yarınların gerçek güvenci,Okutur çocuğu, eğitir genci,Pilot olduğunda küçük öğrenci,Yükselir göklere uçar öğretmen. Devlete temeldir, millete maya,Tarla yapmış yurdu bir boydan boya,Kocaman şehirden küçücük köye,Sevgi eker, saygı biçer öğretmen. Gündüzün dostudur, gecenin hasmı,Onunla çizilir yarının resmi,Doğacak çocuğa verilir ismi,Nesilden nesil’e geçer öğretmen. Saygısı sonsuzdur Milli Marş’ına,Teslim olmaz asla hain kurşuna,Şehit olur yine çıkar karşına,İşte böyle bir ant içer öğretmen. Herkesin derdine dağıtır şifa,Memnundur işinden, çekse de cefa,Gelirse dünyaya ikinci defa,Yine bu mesleği seçer öğretmen. Sarılırken kefen yorgun bedene,Son dersini verir yolcu edene,Benzemez öyle her gelip gidene,Koca bir dağ gibi göçer öğretmen.