Vara vara vardım ol kara taşa Hasret ettin beni kavim kardaşa Sebep ne gözden akan kanlı yaşa Bir ayrılık bir yoksulluk bir ölümNice sultanları tahttan indirdi Nicesinin gül benzini soldurdu Nicelerin gelmez yola gönderdi Bir ayrılık bir yoksulluk bir ölümKarac’oğlan der ki kondum göçülmez Acıdır ecel şerbeti içilmez Üç derdim var birbirinden seçilmez Bir ayrılık bir yoksulluk bir ölüm

Reklamlar

Küçüklüğümüzde yün döşekler serilirdi sobanın kenarına. Üzerimize bizden ağır yorganlar örtülürdü ve başımızı o taş gibi yastıklara koyduğumuz anda uyurduk.. Büyüyünce konforlu yataklarımız ve kuş tüyü yastıklarımız oldu. Yastıklarımız ve yorganlarımız hafifledi, ama bu defa hayat tüm ağırlığıyla bindi omuzlarımıza.. Önce uykumuzun ve sonra ağzımızın tadı terketi bizi.. Ve annelerimizin ucundan ısırarak bize yedirdiği yufkalı dürümlerin tadını, zengin sofralarımızda bulamaz olduk. Çok şeyin tadını bilmeden büyüdük belki, ama sevgi hiç eksik olmadı kursağımızdan.. Çünkü yürekleriyle beslediler bizi anne ve babalarımız.. İşte bu yüzden, geriye bakınca ilk aklımıza gelen yaşadığımız o yoksulluk ve yokluk değil, o yoksulluğun bile üstünü örtebilen o insanların kocaman yürekleri.. Ve annelerimiz hep haklıydı, büyüdükçe arttı dertlerimiz.. Biz (yas)landıkça, onlar yaşlandı…..

Sana şu mektubumu yazdığım bu gecede Yüreğimde hasretin, dertlerin bağrındayım Sesimi duyuyor musun;sen o uzak şehirde Arada yollar olsa Arada dağlar olsa Arada yıllar olsa Unutma yanındayım Sigarandan çektiğin her derin nefesinde Saçlarını okşayan rüzgarların sesinde Senin benim olduğun, hep hasret gecesinde Ara yollar olsa Arada dağlar olsa Arada yıllar olsa Unutma yanındayım Kimbilir sen şu anda belki de uyuyorsun Belki de feryadımı yürekte duyuyorsun Ey sevgilim, birtanem niçin üzülüyorsun Arada yolar olsa Arada dağlar olsa Arada yıllar olsa Unutma yanındayım Unutma yanındayım

HANIM KADIN OLMAK YADA EDEPLI OLMAK: Kime yada neye göre..❓ Hanım olmanın standardını kim belirliyor..❓ Kimin kurallarına uygun yaşarsak hanım kadın sayılabiliyoruz…❓ Insanları kalıplara sığdırma,kahrolası standart insan yaratma çabanız neden…❓ ALLAH gücümüze inanıp bize anneligi bahşederek insan neslini himayemize vermişken, sizin bizi hep bir adım geride durması gereken,saçı uzun aklı kısa varlıklar olarak görmeniz neden…❓ Eskidendi o balo salonlarında arz-ı endam edip evinde kanaviçe işleyerek camın önünde beyinin eve gelişini bekleyen çıtkırıldım Filiz Akın modeli kadınlar paşam…Kadın olarak bizde sizin kadar hayata karışıyoruz…Sizin yaptığınız, yapamadığınız her isi yapıyor,her yüke omuz veriyoruz…Sizin gözünüzde bizi hanımlıktan çıkaran ,doğru bildiğini sonuna kadar savunan, hakkını kimsede bırakmayan küfürbaz efe tavrımızsa;emin olun çoğumuz “GÜÇLÜ KADIN”olmak istemedik,güçlü olmak zorunda bırakıldık…O yüzden bugün ki EYVALLAHSIZ tavrımız kimsenin zoruna gitmesin…!!…👍😊😘😘😘

😀😘) LIMON GIBI KADINSIN Bin yıllık uyku / ateşin bağrında ciğer yangını, Közlenirken / demlenirken gözlerin, Limon gibi kadınsın, Ekşi / vaz geçilmez/ yedi veren… Baharsın/ kışsın , Üzerime dökülen gazel … Nisan yağmurumsun…. Yürü/ tango yap / kabrimin üzerinde… Bas toprağa parmak ucunda, Yüksel hiç durma / hatta nefes alma yüksel…. Gözlerini sakın gözlerimden…. Ve yüksel…. Nefes olayım/ bas bağrıma korkma acımaz… Yüksel…. Yüksel… Yüksel…. Gözlerini takip ederim / mevsimleri sil baştan yazarım…. Bahar / yaz fark etmez , hepsine … Evet hepsine , Limon gibi kadın derim . Bas toprağa korkma bağrımdır. Saçlarını sür/ baş ucunda yürü/ Bin yıl tararım/ koklarım bıkmam…. Dokun/ Hisset bağrında. Yüksel …. Ve hep yüksel, Dokunmasamda / koklamasamda… Emin ol duyarım sesini… Tekrar toprağa dalar, Avuçlarımı sen doldururum. Ve sen benim kara toprağımda yükselirken, Sana “ limon gibi kadınsın ” diye seslenirim. Gök titrer / rüzgar kasırga olur …. Denizler yürür üzerime… Zerre olurum… / hiç olurum… / yok olurum… Bir bakışın yeter bana …. Dedim ya limon gibi kadınsın …. Dirilir yedi veren ağaç olurum .